tatil rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2008 Salı

tatil rehberi


Dubai (Arapça دبيّ), Arap Yarımadası'ndaki yedi tane BAE emirliği'nden biri olan emirlik, bazen kendi emirliğinden "Dubai Kenti" olarak ayırt edilir.


1960'larda yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990'lar sonrası uygulanan politikalar sonucunda ve Hong Kong'un Çin'e devredilmesi ile sonrası bölgenin ticaret başkenti olma yolunda ilerleyen 2000'li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir.Birleşik Arap Emirlikleri'nin en büyük ikinci emirliği olmasına karşın en lüks ve en çağdaş olanıdır. Son 20 yılda bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlamasıyla Dubai'nin yapısı değişmeye başlar. Buna karşılık gelirin %8'ini petrol oluşturur, bunda bölgenin finans ve iktisat merkezi olması büyük rol oynar. Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri burayı kısa zamanda alışveriş cenneti yapmıştır.


Şehrin başında Şeyh Muhammed Raşid el Maktum bulunmaktadır. Şeyh Maktum birçok inanılmaz projeye imza atmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları palmiye şeklindeki yapay ada ve dünya şeklini alan takım adalar olarak sayılabilir.


Şehrin başlıca bölgeleri ise Jumeriah ve Deira'dır. Şehir dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Şehirde lüks oteller bulunmaktadır ve Dünya'nın en ünlü şarkıcıları şehirde konser vermektedir.

Ortadoğu'nun yeni sembolü

Dünyanın en yüksek binası ünvanına sahip 609 metrelik Dubai Burcu 30 bin daire, 9 otel ve dünyanın en büyük ticaret merkezinden oluşan bir projenin parçası olarak inşa ediliyor

Ortadoğu'nun yeni sembolü
Şuan 512 m. Nihai yüksekliği gizli tutuluyor

DUBAİ
Dünyanın en yüksek binası rekabetine son nokta Dubai'de konuldu. Dubai'de inşa edilen ve bittiğinde 609 metre olması planlanan Burc Dubai adlı kule, yapım aşamasında 512,10 metre yüksekliğe erişerek dünyanın en yüksek binası oldu. Buna rağmen kuleyi inşa edenler, binanın kesin yüksekliğini rekabeti önlemek amacıyla gizli tutuyorlar.

YAPAY GÖL BİLE VAR

Dubai Burcu, Tayvan'ın başkenti Taipei'de dünyanın en yüksek binası olarak gösterilen "Taipei 101"i şimdiden 4 metre geçti. Yapımına 2004 yılında başlanan kulenin inşaatı seneye tamamlanacak. Binanın 141 katı şu an tamamlanmış durumda. Yaklaşık 2 milyar dolara malolması beklenen “Dubai Burcu”, 20 milyar dolarlık devasa bir proje kapsamında inşa ediliyor. Proje kapsamında 30 bin daire ve dünyanın en büyük ticaret merkezi yapılacak. Emaar Emlak şirketinin bir mühendislik harikası olarak satışa sunduğu Dubai Burcu'nun da dahil olduğu proje kapsamında 30 bin daire, 9 otel, park alanları ve bir de yapay göl yer alacak. Dubai Burcu'nun tanıtımın yapıldığı resmi internet sitesinde, “Dubai Kulesi'nin hedefi, sadece dünyanın en yüksek binası olmak değildir. Dubai Kulesi, müreffeh, başarılı ve dinamik yeni Ortadoğu'nun parlayan bir sembolüdür” ifadesi yer alıyor.

Özgürlük Kulesi'ni aynı şirket yaptı

Dubai Burcu'nun dizaynı, dünyaca ünlü birçok yapının yanında Chicago'daki Sears Kulesi ve New York'taki Özgürlük Kulesi'nin de projesini hazırlayan Skidmore, Owings ve Merrill (SOM) mimarlık şirketi tarafından yapıdı

tatil rehberi












Kaunos, Muğla’nın Köyceğiz ilçesinin güneyindeki Dalyan’ın yakınındadır. Strabon kentin bir yarımada üzerinde kurulduğunu fakat sonra alüvyonlarla dolarak içeride kaldığını söyler . Gerçekten de bu gün Kaunos denizden 3 km. kadar içeridedir. Yine Strabon’un bahsettiği Kaunia gölünün denize bakan ayağı bugün “Sülüklü” adıyla anılan bir bataklığa dönüşmüştür. Kaunos Hellen dilinde anlamı olmayan bir sözcüktür. Lykçe yazıtlarda Ksibde olarak geçen bu kent Rodos Pereia’sı içinde büyük bir yerleşim yeridir. Yunan mitolojisine göre Miletos’un oğlu Kaunos, kendisine aşık olan Byblis’e karşılık vermemiş o da üzüntüsünden canına kıymıştı. Bunun üzerine Kaunos da Miletos’u terk ederek bu kenti kurduğunu Ovidius da anlatmıştır. Kaunos’un ne zaman kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Homeros kitabında açıkça buradaki sekene için şöyle yazar: “Kaunos’lular ,bana kalırsa,buranın yerlisidir; ama kendileri Girit’ten gelme olduklarını söylerler. Dillerinde Karia etkisi vardır ya da Karia dilinde onların etkisi.” Nitekim Kaunosluların Karia’lılardan farklı 30 harfli bir alfabe kullandıkları bugün anlaşılmıştır. Ayrıca Lykia kültürünün de etkili olduğu günümüze gelen eserlerden anlaşılmaktadır.

Kaunosda, M.Ö.VIII yy.dan beri yaşamın olduğu bilinirse de tarihte ilk kez adları M.Ö.545’de Pers generali Harpagos’a karşı gösterdikleri direniş ile geçmektedir. Herodotos Harpagos’un İonia’yı yönetimi altına aldıktan sonra Karialı’ların, Kaunos’luların ve Lykia’lıların üzerine yürüdüğünü söylemektedir. Bu sözler Pers istilâsı sırasında Kaunos’un önemli bir kent olduğunu göstermektedir. Onurlarına ve özgürlüklerine düşkün olan Kaunos’lular Harpagos’a karşı koymalarına rağmen yenilgiden kurtulamadılar. Harpagos Kaunoslulara karşı, kendisine direnç gösterdikleri için çok zalimce hareket etti. Hellenlerin Persleri Anadolu’dan atmak için giriştikleri mücadelede Kaunos’da yerini aldı ve Attika-Delos Deniz birliğine girdi. Peleponnes savaşı sırasında kentin limanı her iki tarafça zaman zaman kullanılmıştır. Kent M.Ö. 377’de Karia Satrabı Mausolos’un idaresine girdi ve bu dönemde şehirde büyük imar faaliyetleri başladı. Bu dönemde ilk defa sikke basan şehir M.Ö.334’de Büyük İskender tarafından Mausolos’un kız kardeşi Prenses Ada’ya verildi. İskender’in ölümünden sonra generalleri arasında çıkan savaşlar sırasında sık sık el değiştiren kent, bir ara Ptolemaios ve Seleukosların da idaresine girmiştir. M.Ö. II.yy.da Bergama krallığından vasiyet yoluyla Roma tarafından Rodos eyaletine bağlanan kent M.Ö.129’da Roma’nın Asya eyaleti sınırları içine alındıysa da özgür kent statüsünü korudu. Bizans devrinde ise Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur.

Zamanla Dalyan çayının taşıdığı alüvyonlar ve gel-git olayları denizi sığlaştırmış ve kent en büyük özelliği olan limanını yitirmiştir. Bunun yarı sıra bataklıktan dolayı sivrisinekler azmış ve halkı sıtma kırıp geçirmeye başlamıştır. Bu duruma fazla direnemeyen halk doğa ile baş edemeyince, kenti terk etmek zorunda kalmıştır. Bir zamanlar Attika-Delos Deniz Birliğine 10 talent gibi yüklü bir para ödeyen, Perslere direnen insanların yenemediği Kaunos’u sıtma yenmiş ve halkını kentlerini terke mecbur bırakmıştır. Yaşam tarzları ve inançları komşularından farklı olan Kaunosluları Homeros şöyle anlatır: “...görenekleri bakımında,.ötekilerden olduğu kadar Karialılardan da uzaktırlar. Bunlarda içki âlemi tertiplemek geleneği vardı,ancak bunu yaparken erkek,kadın,çocuk ve ayrıca yaş ve arkadaşlık ilişkileri de dikkate alınırdı. Kendilerine yabancı olan tanrılar için bir din uyarlamışlar,ama sonradan vazgeçmişler,yalnız babalarının tanıdıkları tanrılara tapmayı kararlaştırmışlardır; bunun üzerine ülkenin gençleri silâhlanmışlar, bu tanrıları,havaya kılıç sallıyarak Kalynda sınırına kadar kovalamışlardır; bunu yabancı tanrıları işte böyle kovaladık,diye anlatırlar. Bu ulusun gelenekleri böyledir.”

Kaunos’un varlığını ilk kez 1842’de fark edilmiş bilimsel kazılara da 1967’den itibaren Prof. Baki Öğün başlamıştır. Buradaki araştırma ve kazılar kentin tarihini Arkaik döneme kadar indirmiştir. Onu Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri izlemiştir. Kent başlıca iki kısımdan meydana gelir 1- Akropol 2-Aşağı şehir. Kuzeydeki oldukça sarp kayalıklara oyularak yapılan kaya mezarlarının tahmini sayısı 150 kadardır. Bunlardan 20 tanesinin cephesi İon nizamında bir tapınağın cephesine benzer. Bu mezarların büyük bir kısmı M.Ö. IV.yy.a aittir. Büyük İskender’in istilası yüzünden bir kısmı tamamlanamamıştır. Mezar odalarının içerisindeki kline , hediye koymaya yarayan sekiler bulunmaktadır. Ayrıca güvercin yuvası şeklinde mezarların yanı sıra kare veya dikdörtgen mezar çukurları ile de karşılaşılmıştır. Kayalara oyulmuş, üstü kapaklı sanduka tipi mezarlar ve lahitler de dikkati çekmektedir. Bunlar büyük bir olasılıkla kaya mezarlarından daha önceki bir tarihe aittirler.

Kentin akropolü yaklaşık 150 m. yüksekliğinde olup, ovanın ortasında yükseliyordu. Güney yamaçları sarp kayalık olduğundan kuzey ve batı kesimleri Orta çağda yapılmış kulelerle desteklenen surlarla çevrilmiştir. Dikdörtgen, prizma biçiminde kesilmiş taşlardan oluşan surlar eski limanın batısından başlayarak yukarıdaki sırtları da içerisine almıştır. Bu uzun sur, büyük bir olasılıkla Kral Mausolos tarafından yaptırılmıştır. Prof.Dr. Baki Öğün ile birlikte kazılarda çalışan Alman Prof. B.Schmaltz burada yoğunlaştırdığı çalışmalarında kule ve duvarların eski devirlere ait toplama taşlardan yapıldığını ileri sürmektedir. Bu sur duvarında Klasik Çağ’a ait üzerinde sanatçının imzası da bulunan muhtemelen bir adak steline ait bir kitabe parçası bulunmuştur. Batı kulesinde ise nekropolden gelmiş, eski bir mezar epigramı parçası ile beyaz zeminli bir leyktos parçası bulunmuştur. Prof. Schmaltz M.Ö.227-26’da Rodos ve çevresini etkileyen depremin Kaunos’u da etkilediğini, bu duvarlar ile Küçük Kale üzerindeki surların büyük çoğunluğunun bu depremden sonra inşa edildiğini ileri sürmektedir.

Akropolün doğusunda yer alan, güneyi kayalara oyulmuş, diğer kısımları beşik tonozlar üzerine oturan tiyatro, günümüze çok iyi bir durumda gelebilmiştir. Prof. Dr. Baki Öğün’ün 1982’deki çalışmalarında Cavea ve Scena temizlenmiş, proscene’nin büyük bir kısmı ortaya çıkarılmış, sahne binasını taşıyan payeler arasında Milo Aphroditi kopyası, bir torso ve üç büst bulunmuştur. Cavea ve diazomanın yanı sıra altta 18 üstte de 16 oturma sırasının bulunduğu tiyatro Helenistik Çağ izlerinin görülmesiyle birlikte büyük bir kısmının Roma devrinde yapılmış olmalıdır. Tiyatronun kuzey-batısındaki bayırda üç yapıdan oluşan bir mimari dizi dikkati çekmektedir. Bunlardan ilkinin Bazilika tipinde bir kilise olduğu anlaşılmıştır. Kesme taşlardan yapılmış Apsis’i ile üç nefli bir erken Bizans kilisesidir. Diğeri Roma devrine ait bir hamamdır. Üçüncü yapının ne olduğu kesinlik kazanamamıştır. Bunun mabet veya kitaplık olduğu düşünülürse de kesin bir söz söyleyebilmek biraz zordur. Bununla beraber megaron şeklindeki bu yapının Dionysos’a ait olması da olasıdır. Hamamın güneyinde Vespasianus çeşmesi ile Stoa yer almaktadır. Aynı zamanda eski limanın kuzeyindeki stoa Helenistik Çağ’da yapılmış, Roma döneminde de bazı ilaveler eklenmiştir. M.Ö.II. yy.a tarihlenen Stoa 94 m. uzunluğunda, tek yönlü bir yapı olup iki katlıdır. Alt katın Dor nizamında olmasına karşılık yıkıldığından dolayı ikinci kat hakkında bir bilgi yoktur. Stoa’nın hemen yanı başındaki Nymphaion “in antis” planındadır ve restore edilmiştir.Prof. Baki Öğün’ün burada yapmış olduğu çalışmalar sonunda taşlarının büyük bir kısmı yenilenmiştir. Ayrıca çok sayıda kitabe limana bakan yüzünde ortaya çıkarılmıştır.

Agora bütünüyle 2 m.ye ulaşan toprak tabakası altında kalmış ve 1981 yılında temizlenmesine başlanmıştır. Agora’yı çeviren revakların kalıntılarının yanı sıra bezemeli mimari parçalar da bulunmuştur. Agora’nın içindeki çeşmenin restitüsyonu da bu çalışmalar sırasında yapılmıştır. Kaunos’da ele geçen yazıtlardan kent içerisinde birçok mabedin olduğu anlaşılmıştır. Çalışmaların bu bölgede yoğunlaşmasına karşılık bunların hangi tanrılara ait oldukları kesinlik kazanamamıştır. Agora’nın kuzey-doğusundaki suni bir teras üzerinde Stoa ile Hamam arasında bulunan mabet Dor nizamındadır ve M.Ö. I.yy.a ait olmalıdır. Büyük bir olasılıkla Zeuss’a atanmış olmalıdır. Mabed’in çevresinde 30’a yakın mezarla karşılaşılmıştır. Erken Bizans dönemine tarihlenen bu mezarların çevresinde çok sayıda mimari parça ile karşılaşılmıştır. Bu buluntulara dayanılarak bu mabed Helenistik döneme tarihlendirilmiştir. Burada kalp şeklindeki portikonun başlıkları ile karşılaşılması oldukça ilginçtir. Limanda, Agora’nın doğusundaki Korint nizamındaki mabet de mimarisine bakılarak M.S.II.nci yy.a tarihlendirilmiştir. Ayrıca Büyük limanın yakınında Prostylos plânlı, kuzey-güney doğrultusunda, Cella duvarlarının büyük bir bölümü ayakta olan bir başka mabet daha bulunmaktadır.
Kenthaber Kültür Kurulu

balayı için gidilecek mekanlar


Viyana Avusturya'nın başkentidir. Ülkenin en nüfus bakımından
en kalabalık şehridir. Avrupa birliği ülkelerinin içinde
ise en kalabalık 10. şehridir. Avrupa Tatil yapmak isteyenler için Viyana,
Prag, Budapeşte gibi şehirler her zaman ön sıralarda yer almıştır.
Buralara haftalık turlak düzenleyen onlarca firma var ülkemizde.

Viyananın Tarihi ve Turistik yerleri:

Schönbrunn Sarayı: Bu saray Viyana'nın Versailles'i
olarak da bilinir ve içinde 1400'den fazla oda büyük
bahçeler bulunmaktadır. Sarayın önündeki parkta
piknik yapılabiliyor. Sarayın odalarının dekorasyonu
ve içindeki "Coach and Carriage Museum" görülmeye değer.

Hofbrug: Eskidenİmparatorluk Sarayı olan bu yapı şimdi
müze haline getirilmiş, turizme kazandırılmıştır.

Diğer yerler: Belvedere Sarayı, Kunsthistorisches Museum, Aziz Spephe
Katedrali, Statsoper, Secession, Opera Binası, Kral Kilisesi,
Preter (dinlenme ve eğelence alanı), Augarten (saray ve park),
Schwarzenberg Sarayı, Hunderwasser Evi, Arse
nal Müzesi, Sankt
Marx Mezarlığı, Haus des Meeres...